“Yaşlılık mutluluk getirmiyor bir tanem!”
Dostoyevski
İnsancıklar, s. 25
Ne yalan söyleyeyim, bu yaşı hiç sevmedim! 49 da dahil olmak üzere, hep yaşımdan memnundum, hiçbir zaman yaşımı saklamadım, genç görünmeye çalışmadım, ne elime, ne yüzüme bugüne kadar krem sürmedim, cilt bakımı yaptırmadım. Yani popüler tabirle söylersem hep kendimle, dış görünüşümle ve yaşımla barışık oldum. Ben başkalarında dış görünüşe hiç dikkat etmediğim için, bana da hayatta öyle insanlar denk gelsin, beni, içimi, aklımı ve ruhumu sevenlerle birlikte olayım istedim.
Ama bu durum artık değişti, 50 ve üzeri yaşları hiç mi hiç sevmedim. Bir kaybetme duygusu, bir yaşama telaşı ile geldi 50’ler. 50 olmaktan değil, 60’a yaklaşmaktan nefret ettim. Çok düşündüm bunun nedenini ve birden çok şey buldum kendi içimde yanıt olarak. Öncelikle kendim için bu yaşları böyle düşünmediğimi söylemeliyim. Benim hayalimdeki Meltem, artık bu yaşlarda tüm sorumlulukları tamamlamış, tüm yükleri üzerinden atmış olacaktı ve sadece yazı yazarak, müzik dinleyerek, gezerek, yani kısaca kendi istediği hayatı özgür bir biçimde yaşayacaktı.
Okumaya devam edin 50+
Yorum yazabilmek için oturum açmalısınız.